Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz? Nelere Dikkat Etmeliyiz?

ramazan
Makaleyi Paylaş

Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz? Nelere Dikkat Etmeliyiz? 11 ayın sultanı Ramazan geldi! 17 saat açlık sonrası beslenme düzenimiz elbette değişecek. Peki ramazanda nasıl beslenmeliyiz? Hangi besinler daha uzun süre tok kalmamızı sağlar? İftar sonrası gelen ağırlık hissinden nasıl kurtulabiliriz? 

Ramazan ayında uzun süren açlıklar, kan şekerinde belirgin düzeyde düşmelere sebep olmaktadır. Kişiler iftar anında hızlı bir besin alımı yaşarlarsa, kan şekeri hızla yükseleceğinden ağırlık çökmesi hissi, yorgunluk ve uyku hali şikayetlerini yaşayabilmekteler. Bu durumun oluşmaması ve günlük enerjinin daha iyi olabilmesi için mutlaka sahura kalkılmalı ve günlük alınması gereken besin öğelerinin önemli kısmı karşılanmalıdır. İftar sofrasında ise çorba ile başlangıç yapılmalı devamında 10 dakika ara verilerek kan şekeri dengesi sağlandıktan sonra ana yemeğe geçilmelidir.

Sahurda Hangi Besinler Tüketilmeli?

kahvaltı

Sahur öğününde; hafif yiyecekler tercih edilmeli, kahvaltılıklar masada yerini almalıdır. Protein kaynaklarından; süt, yoğurt, ayran, yumurta, peynir çeşitlerinden zengin bir sofra olarak planlama yapılmalı, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden, kızartmalardan uzak durulmalıdır. Sahurda zeytin ve zeytin ezmesi gibi tuzlu besinler yerine yağlı tohum kaynaklarından ceviz, badem, fındık tercih edilmelidir. Ekmek, en önemli karbonhidrat kaynağıdır ve kişinin gün içinde ki sağlanacak enerjisinin büyük kısmını karşılamaktadır. Eğer ertesi gün daha uzun süre tok kalmak ve daha dinç bir gün geçirmek istiyorsanız ekmeğinizi beyaz undan yapılmış değil, tam buğday unu veya çavdar unundan yapılmış olmasına dikkat etmelisiniz.

İftarda Hangi Besinleri Tercih Etmeliyiz?

kayısı

Uzun süren açlığın ardından iftar sofrasında hızlı başlangıçlar yapmak mide şikayetlerinin yanı sıra kan şekeri dengesizliğine sebep olacağından bu noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir. İftarın ilk kısmında başlangıç olarak iftariyeliklerden hurma veya kayısı tercih edilerek kan şekeri dengesi sağlanmalıdır. Çorba ile devam edilerek sonrasında en az 15 dakika ara verilmeli ve mide rahatsızlıklarının önüne geçilmelidir. Ana yemekte yağlı ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır. Etin pişirme yöntemlerine dikkat edilerek proteini denatüre etmeden vücut için gerekli miktarda alınmalı, salata çeşitlerine önem verilmelidir. Kilo problemi yaşayan kişilerin, karbonhidrat kaynaklarından olan pideye dikkat etmeli, bir avuç büyüklüğünden fazla olacak şekilde tüketmemelidir.

Bu Yazıda İlginizi Çekebilir!  Komik Nesneler Daha Önce Hiç Görmediğiniz Komik Nesneler

Ramazanda Neden Kilo Alınır?

Ramazanda kilo almanın bir kaç sebebi vardır.

Bunlardan birincisi sahur yapmadan akşamdan yemek yenip yatılması olabilmektedir. Uzun süren açlıkların metabolizma hızını düşürdüğünü ve vücut yağ yapımına neden olduğunu düşünürsek sahura kalkmadan oruca niyetlenmek buna neden olabilmektedir.

Metabolizma hızını arttıran ve vücudu toksinlerden arındıran su bedenimiz için çok önemli bir yere sahiptir. Günlük vücut su ihtiyacının iftardan sahura kadar olan zaman zarfında karşılanamaması metabolizma hızını düşüreceğinden kilo alımına sebep olabilmektedir.

Ramazan tatlılarının miktarını ve sıklığını fazla kaçırmak, sebze ve meyveye beslenme tablomuzda az yer vermek kilo alımını hızlandırmaktadır.

Ramazanda kilo alımının önüne geçmek için, gün boyu aç kalarak metabolizma çalışma hızının azaldığı bu durumda iftarda yemeklere hızlı geçiş yapılmamalı sofrada daha yavaş yemek yenerek besinlerin tolerasyonunu arttırmaya yardımcı olunmalıdır.

Kimler Oruç Tutmamalıdır?

Kronik Hastalığı olup sürekli ilaç kullanması gerekenler ilaç saati ve dozlarıyla alakalı mutlaka hekimine danışmalı, gerekirse bir beslenme uzmanı takibinde oruç tutmalıdır. Diyabet tanısı olan, insülin kullanan veya aktif hipoglisemik ataklar geçiren bireylerin genel sağlık durumları açısından oruç tutmaları sakıncalı olabilmektedir. Emziren annelerin oruç tutması süt verimini ve kalitesini etkileyebileceğinden, hamile bayanların ise gerekli besin ihtiyacının karşılanamayabileceğinden oruç tutmaları risk oluşturabilmektedir.

Ramazan’da Su İhtiyacınızı Karşılayacak 6 Öneri

su

Yaklaşan ramazan ayı ile birlikte vücudun su ihtiyacının karşılanması daha fazla önem kazanıyor. Susuzluk durumunda ortaya çıkabilecek birçok sağlık sorununun önüne geçebilmek için ramazan ayı boyunca iftarla başlayıp sahur bitimine kadar geçen sürede en az 2,5 litre su içilmesi öneriliyor.

Ramazan ayında vücudun sıvı ihtiyacı daha da artmaktadır. Uzun süreli açlık sonrası gerekli olan sıvıyı yerine koyabilmek için iftar ile birlikte belirli aralıklarla gerekli olan su içimi büyük önem kazanmaktadır. Özellikle yaşlılarda, böbrek hastalığı bulunan kişilerde, kalp ve tansiyon hastalarında sıvı tüketiminin doktor kontrolü ve takibinde hesaplanması, bu doğrultuda uygulanması daha sağlıklı olacaktır.

Büyüme ve gelişme sürecinde olan ergenlik dönemindeki kişilerin de oruç tuttukları ramazan ayı boyunca günde en az 2,5 lt su tüketmeleri önerilmektedir. Soğuk su midede kasılmalara yol açarak sindirimi zorlaştırır ve hazımsızlığa neden olabilir. Bu nedenle ramazan ayı boyunca içilen suyun oda sıcaklığında olması önerilir.

Bu Yazıda İlginizi Çekebilir!  Uyku Sağlığı: Biyolojik Vücut Saatiniz Hakkında 20 Gerçek

Oruç Tutarken Susuz Kalmamak İçin…

  • Ramazanda yeterli miktarda su tüketmenin yanı sıra, iftar ve sahur öğünlerinde susuzluğa neden olacak sucuk, pastırma, turşu, şalgam gibi tuz ve baharat içeriği yüksek gıdalar tercih edilmemelidir.
  • Oruçluyken gün içerisinde aşırı terlemeye neden olacak faaliyetlerden ve uzun süre sıcağa maruz kalmaktan da kaçınılmalıdır.

İftar ve sahur arasında tüketilecek suyun içerisine taze limon dilimleri, taze nane yaprakları veya rulo tarçın eklemek hem suya farklı bir aroma katıp içimini kolaylaştırır hem de mideyi rahatlatarak tatlı yeme isteğini bastırabilir.

Oruç tutarken susuzluğa karşı alınacak önlemlerden biri de su içeriği yüksek sebze ve meyvelerden faydalanmaktır. Bunun için sahurda, salatalık ve domates dilimleri sofraya eklenebilir, iftar sofrasında da salata ve sebze yemeklerine daha fazla yer verilebilir.

Çay, kahve, limonata, gazoz gibi içecekler suyun yerini alamaz. Aksine çok fazla tüketimi su içme isteğini bastırabilir. Mümkün olduğunca özellikle ramazan ayında sınırlandırılmalıdır.

Çay ve kahvenin faza miktarda tüketimi vücutta sıvı kaybına neden olacaktır. Bu sebeple iftardan bir iki saat sonra tercih edilmesi uygun olacaktır.

Düzenli ve Yeterli Miktarda, Vücudun İhtiyacını Karşılaşacak Şekilde Su Tüketimi;

  • Cildi arındırarak sivilce ve siyah nokta oluşumunu engeller
  • Vücuttaki toksinlerin atımını sağlar, cildi gençleştirir
  • İç organların sağlıklı çalışmasını sağlar
  • Kan dolaşımını hızlandırır
  • Sindirim sistemini düzenler
  • Vücuttaki ödemin atılmasını sağlar
  • Kilo vermeyi hızlandırır
  • Saç köklerini güçlendirir

Sahurda Çok Yiyen Az Acıkır Mantığı Yanlış

Sahur, Kahvaltı Gibi Olmalı

Sahurda katı gıdanın yanı sıra sıvı gıda alımı da ihmal edilmemelidir. Oruç tutanlar ertesi gün iftara kadar alamayacakları sıvı ihtiyacını sahurda karşılamalıdır. Proteinli beslenme daha uzun süre tokluk sağlayacağından tercih edilebilir. Bu bağlamda sabah kahvaltısı benzeri bir öğün yapılabilir. Burada peynir, yumurta, eğer dokunmuyorsa süt veya yoğurt yenilebilir.

Egzersizi Kesinlikle İhmal Etmeyin

egzersiz

Ramazan’da kabızlık, şişkinlik ve gaz sancılarının başlıca nedenleri çok yemek yemek ve aşırı unlu gıda tüketmektir. Bu sorunların bir başka nedeni de gün içinde aşırı hareketsiz kalmaktır. Öğün sayısının ikiye düşmesi, fiziksel açıdan hareketsiz olmayı gerektirmez. Ancak oruç tutan bazı kişiler, özellikle iftardan önce zamanlarını neredeyse uyuyarak geçirmek isterler. Aslında burada fiziksel açlıktan ziyade ruhsal anlamda kişinin kendisini güçsüz, takatsız hissetmeleri de rol oynamaktadır. Oysa ki, egzersiz mutlaka Ramazan’da da azaltılarak da olsa yapılmalıdır.

Bu Yazıda İlginizi Çekebilir!  Silo Link Yapısı Nasıl Kullanılır?

Ağrı Kesici Kullananlar Dikkat Etmeli

Ramazan’da oruç tutanlar en sık midede yanma, ağrı ve kazıntı nedeniyle doktora başvuruyor. Bu şikayetler uzun açlık nedeniyle mide asidinin dengelenememesinden kaynaklanıyor. Ramazan ayı öncesinde herhangi bir nedenle ağrı kesici ilaç kullanan bireylerde midede yanma, ağrı ve kazıntı gibi şikayetler daha belirgin ve daha sık olarak ortaya çıkar.

Reflüsü Olanlar Yarım Saat Beklemeli

Reflüsü olanlar sahurda yemek yedikten sonra yatacaksa en az yarım saat beklemelidir. Ayrıca sahurda yemekte önce mide koruyucu ilaçlar kullanmalıdır. Ramazan’da gastrit, ülser sorunlarında ve bu hastalıkların ülser kanaması, ülsere bağlı delinme gibi komplikasyonlarında artmalar yaşanır. Bu nedenle bu hastaların Ramazan ayı boyunca mide ilaçları kullanmaları önerilir.

İftarda Yemeği Çok Yavaş Tüketin

İftar aslında her zamanki akşam yemeğinden farklı olmamalıdır. Özellikle alınması gereken bir gıda yoktur. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus dengeyi ve ölçüyü korumaktır. Aşırı beslenme ve çok fazla çeşit yemek tüketmek kesinlikle yanlıştır. Ayrıca da yemek çok yavaş olarak tüketilmelidir. Yemekten sonra tatlı, meyve, çay vb. içecekler ara vermeden tüketmek yerine belli bir süre beklenerek midenin dinlenmesi sağlanmalıdır. İftarda yağlı, ağır gıdaların tüketilmesi, gastrit veya reflü gibi hastalıkları tetikleyebilir.

İleri yaşta olup da ilave hastalıkları da olanlar, düzenli olarak ilaç alması gerekenler, organ nakli yapılan hastalar, insüline bağlı diyabet, böbrek yetmezliği gibi bağışıklık sistemini ciddi oranda etkileyen kronik hastalığa sahip olanlar, gebeler ve emziren annelerin oruç tutmaları riskli olabilir. Geçici veya kronik hastalığa sahip olan hastalarda ise oruç tutulup tutulmayacağına doktorun karar vermesi gerekir. Herkese hayırlı ramazanlar dilerim. 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*